2019-05-02_13-46-07

Dünya’da ne değişiyor farkında mısınız?

Ya da bir başka değişle, Dünya nereye doğru değişiyor.

Milenyum yani 21. Yüzyılla birlikte hayatımızdaki değişimleri düşünün.

Öyle çok şey biz yaşarken değişti ki, hani bir söz var ya

Ne olduysa biz yaşarken oldu. Tam da öyle oluyor.

İnsanlık tarihi açısından aslında tam da öyle bir dönemin içindeyiz.

Günümüzden tarihe baktığımızda kimi dönüm noktalarını okuyoruz bugün.

1789 Devrimleri bir başka değişle Sanayi veya burjuva devrimi olarak adlandırılan orta çağı bitirip günümüzü doğuran devrimler.

Tekerleğin bulunuşu,

Tarım devrimi,

Sümerlerin yazıyı,

Lidyalıların parayı kullanmaya başlaması…

Ne önemli dönemlermiş aslında diyerek okuduğumuz tarihsel dönemler.

Şimdi bir düşünün, acaba o dönemlerde yaşayanlar ve hatta bu devrim mücadelelerinin içinde bulunanlar yaptıkları ve yaşadıkları süreçlerin insanlık tarihi açısından bu kadar önemli olduğunun farkında mıydılar acaba?

Hiç sanmıyorum.

Onlara göre yaşananlar günün gerekleri ve ihtiyaçlarına göre yapılması gerekenlerdi sadece.

Ama tarih yaptılar.

İşte şimdi geliyoruz bugüne.

Peki biz ne yaptığımızın, ne yaşadığımızın farkında mıyız.

İddia ediyorum insanlık olarak bir kez daha tarih yazan nesildeyiz.

Ve ne oluyorsa biz yaşarken oluyor.

Ne kastediyorum daha net ifade edeyim.

Dijitalleşmenin,

Robotikleşmenin şafağında yaşıyoruz.

Popüler ifadeyle yapay zeka ve robotların dünya hakimiyetini tartışıyoruz. Ve yaratıyoruz.

Karbon bazlı bir yaşam ve medeniyet olarak başka bir tür medeniyetin tohumlarını atıyoruz.

Yok artık diyorsanız. Google’ın robot ve yapay zeka üzerine yaptığı yatırımlara bir bakın. Hatta kendi yaşantınızı gözden geçirin. Akıllı telefonlarda kullandığınız uygulamaların 15 yıl sonraki hallerini hayal edin. Bir kaç sene önce neredeyse hiç biri yoktu…

Robotların geniş çapta kullanılmasının önündeki engellerin hepsi hızla ortadan kalkıyor. Özellikle hareket özgürlüğünü sağlayan sensor teknolojilerindeki muazzam ilerleme robotların her alanda insanın partneri olarak yer almasının önünü açıyor. Sürücüsüz arabaları inceleyin ve bana hayranlık duymadığınızı söylemeyi deneyin.

Zor değil mi?

Çünkü bunu istiyoruz. Bir sürücüsüz aracı görmeyi ve sahip olmayı istiyoruz

Bu teknoloji tamamıyla oturmaya başladığında çevremizin robotlarla sarıldığını göreceğiz. Üstelik büyük bir memnuniyetle karşılayacağız bu durum.

Evet günümüzde, önümüzdeki çağın nüveleri oluşturulsa da günlük hayatımızda şimdilik dijitalleşmenin ve robotikleşmenin etkileri henüz emekleme evresinde.

İnsan / Robot oranını 100 insana 1 robot olarak kabul edebiliriz bugün. Ve şimdiden iş hayatına etkileri tartışılıyor.

Peki gelecekte bu oran ne olacak. Araştırmacılar 2025 yılı itibariyle her üç işten birinin yazılıma, akıllı makinelere ve robotlara devredileceğini öngörüyor.

Peki daha ilerleyen yılarda yani, insanların çevresinde milyarlarca robot olduğunu düşünün. Mesela 100 robota 1 insan oranının hayatımıza girdiği milenyumun ilk yüzyılının sonunu düşünün. Tarihsel açından önemli bir değişimin yaşanmasıyla sonuçlanacak bu süreç.

Tıpkı sanayi devriminde ilk buhar makinesinin mekanizmalarının keşfedilmesi ve ilerleyen yüzyıllarda evrildiği süreç gibi. Bir şeyler icat ettik ve onlar tarihi değiştirecek.

2019-05-02_13-47-41

Şimdi temel soru şu, bu değişime hazır mıyız?

Hazır olsak iyi olur. Çünkü devrimsel değişimlerin önünde durmak mümkün değil, Onlara uyum sağlamak, onları nasıl yöneteceğimizi planlamaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Biz yapabiliyorsak, yönetebilmeliyiz.

Bunca gelecek projeksiyonunu açıklamaya çalışmışken, konunun başlığını niye Kambriyen Patlama 2.0 olarak belirledik peki.

Önce Kambriyen Patlama 1.0’ı hatırlamak gerekiyor. Evet karbon bazlı yaşamın dünyaya hakim olduğu bugünkü canlıların kökenini oluştuğu büyük yaşam patlamasına bir göndermede bulunduk tabi ki.

İlk Kambriyen patlama bundan yaklaşık 900 – 635 Milyon yıl önce yaşanmış yaklaşık 250 milyon yıl süren ve günümüz dünyasının oluşmasında temel teşkil eden canlılığın dünyaya yayılması sürecini ifade ediyor.

Peki bugün yaşanmakta olanın o günlerle ne ilgili var? Doğrudan bir ilgi yok elbette. Biraz çağrışım biraz latife….

Ama olan şu ki dijitalleşme ve robotikleşme de başarılı türleşme bu yüzyıl içinde oluyor.

Bu türleşme ve değişim buhar makinesinin nükleer santrallere geçişinden çok daha büyük etki yaratacak insanlık tarihinde.

Bu değişimin en büyük farkı, kendi yolunu çizme potansiyeli barındırması. Yani kendi kendini geliştirme ve türleştirme potansiyelini barındırıyor olması.

Böyle bir süreci öngören insan aklının temel sorunsalı ise biz ne yapmalıyız sorusu etrafından şekilleniyor.

Gerçekten biz ne yapmalıyız ?